İçeriğe geç

Yegâne’nin â’sı

Sade Vatandaş Uğur

Eğitim

“Yusuf Tekin istifa” pankartı nedeniyle tutuklanan iki üniversite öğrencisi 28 Ekim’de tahliye edildi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 23 Ekim ziyaretinden önce İstanbul’daki Kadıköy Lisesine asılan pankart nedeniyle tutuklanan iki üniversite öğrencisi [1][4][13] 28 Ekim’de tahliye edildi [8][9]. Tekin şikâyetçi olmadığını, soruşturmanın resen başlatıldığını söyledi [14][15].

Sade Vatandaş Uğur

İlk yayın

Güncellendi

Okuma süresi 10 dakika

Soruşturma aşamasında. Adı geçen kişiler hakkında kesinleşmiş yargı kararı yok; masumiyet karinesi geçerlidir.

Masumiyet karinesi: Bu haberde anılan öğrenciler ve gençler hakkında soruşturma ya da yargılama sürüyor olabilir; haklarında verilmiş bir mahkûmiyet kararı bulunamadı. Haberdeki suç nitelemeleri yargı mercilerinin ve tarafların ifadeleridir, sitenin tespiti değildir.

İki parçalı kolaj: solda okul duvarına asılı pankart, sağda kürsüde konuşan Bakan Yusuf Tekin.
Karar’ın kolajı: solda pankart, sağda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin. Fotoğraf: Karar.

Ziyaret ve pankart

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 23 Ekim 2026’da İstanbul’da Kadıköy Lisesini ziyaret etti; bakanlığın duyurusuna göre sınıfları gezdi, derslere katıldı ve öğrencilerin sorularını yanıtladı [1][23]. Bakanlığın duyurusunda okulun adı “Kadıköy Lisesi” olarak geçiyor; haberlerin bir kısmı ve Bakan’ın kendi sözleri okulu “Kadıköy Anadolu Lisesi” olarak anıyor [1][6][14].

Ziyaretten önce okula “Bize gelecek yoksa sana huzur yok, Yusuf Tekin istifa” yazılı bir pankart asıldı [3][6][13][16]. Diken ve Evrensel pankarttaki ifadeyi “Bizim geleceğimiz yok, sana huzur yok” biçiminde aktardı [2][5]. Hükümete yakın Türkiye gazetesi birden çok pankarttan söz etti ve bunlarda ayrıca “Okulumuzda seni istemiyoruz” ifadesinin yer aldığını yazdı [24]. Bakanlığın ziyaret duyurusunda da, hükümete yakın Milliyet’in aynı gün bakanlığın açıklamasına dayanarak yayımladığı haberde de pankarttan ya da bir protestodan söz edilmiyor [1][23].

Bakan’a, Yeni Akit’e ve Türkiye gazetesine göre pankart ziyaretten önceki gece 01.30 sıralarında asıldı [13][15][16][24]. Pankartın okulun neresine asıldığı kaynaklarda farklı anlatılıyor (bkz. “Okula girildi mi?”).

Gözaltı ve tutuklama

Pankart nedeniyle gözaltına alınan iki kişi, TİP’in kendi üyesi olarak duyurduğu üniversite öğrencileri N.D. ve N.T.'dir [3][5]. TİP Sözcüsü Sera Kadıgil’in aktardığına göre öğrenciler 19 ve 20 yaşındadır [3]; milletvekili Sezgin Tanrıkulu [2] ve öğrencilerin avukatı Uğurcan Demirci [7] de yaşları aynı biçimde verdi. İki öğrenci de İstanbul’da üniversite öğrencisidir [4][13]. Olayın ilk günlerinde bazı haberlerde öğrenciler “liseli” olarak anıldı; bianet, Sözcü’nün iki öğrenciyi “liseli” olarak haberleştirdiğini aktardı [4]. Yeni Akit ve Türkiye gazetesi de öğrencilerin önce lise öğrencisi olarak tanıtıldığını, sonra üniversite öğrencisi oldukları anlaşıldığını yazdı [13][24].

Kadıgil’in aktardığına göre öğrenciler, gece evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındı [3]. Evrensel’in TİP’li Öğrenciler’in açıklamasına dayandırdığı haberine göre de öğrenciler evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı [5].

Avukat Demirci’nin Sözcü TV’deki anlatımına göre gözaltı, cumartesiyi pazara bağlayan gece (24-25 Ekim) yapıldı [7]. N.D.'nin annesi Z.D. o geceyi Cumhuriyet’e şöyle anlattı: “Gece 01.30’da […] evimizin kapısına iki araç dolusu polis dayandı.” [6] Z.D., “Kızımı evden aldılar.” diye ekledi [6]. Anne, Sözcü TV’deki canlı bağlantısında da gözaltının gece bir buçukta, evlerinde yaşandığını anlattı [7].

İki öğrenci 25 Ekim’de tutuklandı [2][4][10]. Kararı İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliği verdi [6][13]. Soruşturma “birden fazla kişiyle tehdit” şüphesiyle başlatıldı [6][9][24]; bu, Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendindeki nitelikli hâldir [22]. Kanuna göre bu hâlde fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur [22].

Hâkimlik, pankarttaki “sana huzur yok” ifadesini tehdit olarak değerlendirdi [4][6]. Sözcü yazarı Saygı Öztürk’ün aktardığı karar paragrafına göre ifade, “kişinin geleceğine yönelik şahsın huzur ve hürriyetine açıkça tehdit ve gözdağı niteliğinde” değerlendirildi [14]. Kararda delillerin karartılması ihtimali ve kaçma şüphesi de gerekçe olarak gösterildi [2][6][14]. Kararda, kuvvetli suç şüphesini gösteren deliller arasında “şüphelilerin pişmanlık göstermemeleri” de sayıldı [2][14]. Diken bu bilgileri YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun paylaştığı belgeye dayandırdı [2].

TİP Sözcüsü Kadıgil, paylaştığı mahkeme tutanağına dayanarak savcının iki öğrencinin ifadelerini almadan tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk ettiğini söyledi [3]; TİP’li Öğrenciler de aynı şeyi açıkladı [2]. Bu iddia TİP kaynaklıdır; savcılık tarafı için bkz. “Yalanlama ve karşı görüş”.

Dört öğrenciye adli kontrol

Tutuklamayı protesto etmek için Beşiktaş’ta yapılan basın açıklamasına katılan dört üniversite öğrencisi gözaltına alındı [10][12]. Evrensel’e göre öğrenciler gece evlerinden gözaltına alındı ve geceyi nezarethanede geçirdi [12].

Dört öğrenci 28 Ekim’de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı [8][10][12]. Adli kontrol kapsamında yurt dışına çıkış yasağı getirildi [8][11][12]. Gazete Oksijen’in ANKA’ya dayandırdığı habere göre öğrenciler Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinden adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı [10]. Bu dört öğrenci tutuklanmadı; haklarındaki karar tutuklama değil, adli kontroldür.

Tahliye

N.D. ve N.T. 28 Ekim’de tahliye edildi [8][9][10][11]. İkisi 25 Ekim’den 28 Ekim’e kadar tutuklu kaldı [2][9].

Tahliyeye adli kontrol şartı eklenip eklenmediği incelenen haberlerin hiçbirinde yer almıyor [8][9][10][11][17].

TİP yaptığı açıklamayla tahliyeyi duyurdu [10]. Öğrenci Sendikası, “Sözümüzün arkasındayız!” açıklamasını yaptı [8][11]. Avukat Uğurcan Demirci, öğrencileri karşılamak için cezaevine doğru yola çıktıklarını söyledi [10]; öğrenciler Bakırköy Cezaevi önünde karşılandı [17]. Avukat, tahliyeye rağmen “dava süreçleri sürmekte” dedi [17].

Öğrenciler hakkında bu soruşturmada verilmiş bir mahkûmiyet kararı yoktur; masumiyet karinesi geçerlidir.

Bakan’ın açıklamaları

Sözcü yazarı Saygı Öztürk, 28 Ekim’deki yazısında Bakan’a şikâyetçi olup olmadığını kendisinin sorduğunu yazdı [14]. Bakan’ın yanıtı şöyleydi: “Ben Kadıköy Anadolu Lisesi’ni ziyaret etmeden önceki gece böyle bir durumun yaşandığını, bir gün sonra basından öğrendim.” [14] Aynı yanıtta Bakan, “Pankartın ne zaman asıldığı, kimin müdahale ettiğinden bir bilgim yok.” ve “Söz konusu eylemi gerçekleştirenlerden şikayetçi olduğum da doğru değil.” dedi [14].

Anadolu Ajansı’nın 30 Ekim’de Karar’da yayımlanan metnine göre Tekin, Erzurum’da gazetecilerin sorularını yanıtladı [15][16]. Metin konuşmanın gününü vermiyor. Bakanlığın 27 Ekim tarihli duyurusuna göre Bakan o gün Erzurum’da bir programa katıldı [30]; 28 Ekim tarihli duyurusuna göre ise bakanlığın Şura Salonu’ndaki bir programdaydı [31]. Tekin bu konuşmada şunu sordu: “Polis oraya pankartı asanların başka tür bir güvenlik problemine sebebiyet verecek bir şey yapmadıklarını nereden bilecek?” [15] Ardından şöyle dedi: “Olay şikâyete bağlı değil. Resen soruşturma başlatılmış, olaydan benim haberim yok” [15][16].

Bakan, okul bahçesindeki tahsisi bakanlığa ait bir köşkü görmek için alana gittiğini, öğrencilerin daveti üzerine okula girdiğini anlattı [15][16]; bakanlığın 23 Ekim’deki duyurusunda köşkten söz edilmiyor [1]. Ziyaret sırasında bir protesto görmediğini belirtti: “Ne bir protesto gördüm, ne protesto eden herhangi bir pankart gördüm […]” [15][16] Pankartı asanlar hakkında “Lise öğrenciliğiyle alakası olmayan iki kişi önceki gece saat 01.30’da okulun duvarına bir pankart asmışlar.” dedi [15][16].

Bakan, protesto hakkına ilişkin olarak “Protesto hakkı, gecenin bir vakti okula gizlice girerek böyle bir şey yapmak değildir” dedi [15][16]. Okul güvenliğine de değinerek “Okulların güvenliği bu kadar gündemdeyken okula birisi gece illegal biçimde giriyor.” sözlerini kullandı [15][16]. Öğrencilerin parti üyeliğine de değindi: “Daha da tuhafı, siyasi parti aidiyetiyle gidiyorlar.” [15][16] Bakan’a göre sabah güvenlik kameraları incelenmiş, ziyaret saatinde pankart kaldırılmıştı [15].

MESEM: bakanlığın kendi sayıları

Öğrencilerin, annenin ve sendikaların sözlerinde sık geçen Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) programında, bakanlığın TBMM’deki soru önergelerine verdiği yanıta göre öğrenciler haftanın bir ya da iki günü okulda teorik eğitim alıyor, üç ya da dört gününü işletmelerde beceri eğitimiyle geçiriyor [25][26]. Bakanlığın 23 Haziran 2026 tarihli yanıtına göre program 2016’da başladığından bu yana 3.080 iş kazası oldu ve bunların 13’ü ölümle sonuçlandı [25][26][27]. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne (İSİG) göre Haziran 2026 itibarıyla en az 20 MESEM öğrencisi çalışırken hayatını kaybetmişti [25][26].

Bakanlığın 3 Eylül 2026 tarihli yanıtı ise yalnız 2025 ve 2026 yıllarını kapsıyor: bu iki yılda 9.950 öğrenci iş kazası geçirdi [27][28][29]; Evrensel’in aktardığı yanıt metnine göre “MESEM kapsamında iş kazası geçiren öğrencilerden 37’si hayatını kaybetmiştir” [29]. Eğitim-İş, bakanlıktan iki yanıt arasındaki farkı açıklamasını istedi [27]. 1 Kasım 2026’ya kadar yaptığımız aramada bakanlığın farkın nedenine ilişkin bir açıklamasını bulamadık.

Bakanlık, TBMM’ye verdiği yanıtta öğrencilerin işletmelerde bulunmasının çocuk işçiliği sayılmadığını savundu [25][26]. Bakan Tekin de Aralık 2025’te TBMM Genel Kurulunda, bianet’in aktardığına göre, mesleki eğitim ile çocuk işçiliğinin “kesin çizgilerle” birbirinden ayrıldığını ve hiçbir çocuğun ucuz iş gücü olarak görülmediğini söyledi [21].

Öğrencilerin ve annenin anlattıkları

Öğrenciler neden mücadele ettiklerini tahliyeden sonra Bakırköy Cezaevi önünde kendileri anlattı [17]. N.D., okul güvenliğini ve MESEM uygulamasını anarak şöyle konuştu: “Bir çocuk kendi ailesinden sonra okulunda güvende olmalıdır.” [17] N.T. de şunları söyledi: “Gerçekten liselerde çocuklar ölüyor, MESEM’lerde ölüyor. Bir şekilde okuyabilenler nitelikli bir eğitime ulaşamıyor.” [17] Bu sözler öğrencilerin kendi beyanıdır.

N.D.'nin annesi Z.D., kızının tutukluluğu sürerken Cumhuriyet muhabiri Ufuk Sepetci’ye konuştu [6]. Kızının neden pankartla seslendiğini şöyle anlattı: “MESEM’lerde bu kadar çok çocuk ölürken, çocuklar üç kuruşa çalıştırılırken, okullarda açlıktan bayılırken, okullara silahlarla girilip öğrenciler öldürülürken bunların sorumluluğunu taşıyan Milli Eğitim bakanına seslenmek son derece doğal.” [6] Bu, annenin görüşüdür. Protesto hakkı üzerine de şunu söyledi: “Bir bakan protesto edilemez diye bir şey yok.” [6]

Tepkiler

Tahliyeden önce yapılan açıklamalarda Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası tutuklamayı “demokratik haklara yönelik bir saldırı” olarak niteledi ve MESEM uygulamasını andı [2]. Eğitim Sen barışçıl protestonun suç olarak nitelendirilemeyeceğini açıkladı ve öğrencilerin serbest bırakılmasını, haklarındaki soruşturmaların geri çekilmesini istedi [3]. Eğitim-İş, “Bir Milli Eğitim Bakanı’nı eleştirmek, istifaya çağırmak suç değildir” dedi ve açıklamasında MESEM uygulamasına ve okullardaki şiddete değindi [19]. Tutuklamaların ardından aynı pankart çeşitli üniversitelerde asıldı [2][14].

1 Kasım 2026’ya kadar yaptığımız aramada tutuklamayı savunan bir siyasi parti ya da kurum açıklaması bulamadık.

Bir yıl önceki MESEM protestosu davası

Bir yıl önce benzer bir protesto da tutuklamayla sonuçlanmıştı. 2 Aralık 2025’te, Bakan Tekin’in de katıldığı Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim Zirvesinin yapıldığı otelde MESEM’i ve çocuk ölümlerini protesto eden TİP üyesi 17 genç gözaltına alındı; 16’sı tutuklandı [20][21]. bianet’e göre tutuklama kararını 3 Aralık’ta Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği verdi [21].

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, gençler hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” ve “zincirleme şekilde silahla kasten basit yaralama” suçlamalarıyla dava açtı [21]. Başsavcılığın açıklamasında, 30 kişilik bir grubun konferans salonuna girip pankart açtığı ve güvenlik görevlilerine direndiği ileri sürüldü [21]. bianet’e göre iddianamede gençlerin elindeki boyaların “silah sayılması gereken boyalar” olduğu ileri sürüldü [21]; gençlerin avukatı da boyanın silah sayıldığını söyledi [20]. Gençler bir süre sonra tahliye edildi; davanın ilk duruşması Haziran 2026’da Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü [20]. Davanın sonucuna ilişkin bir bilgi incelenen kaynaklarda yok; bu gençler hakkında da verilmiş bir mahkûmiyet kararı bulunamadı.

İki olay arasındaki bağı TİP’in kendi açıklamaları kuruyor. bianet’in aktardığına göre TİP’li Öğrenciler, açıklamasında daha önce MESEM ile ilgili bir çalıştaya yaptıkları protestoya değindi [3]. TİP Sözcüsü Kadıgil geçen yıl da tutuklanan TİP’li öğrenciler için açıklama yaptıklarını, TİP İstanbul İl Başkanı Furkan Seyhan da geçen yıl MESEM’deki çocuk işçi ölümlerini protesto eden öğrencilerin tutuklandığını hatırlattı [18]. N.D. ya da N.T.'nin o 17 kişi arasında olup olmadığını gösteren bir kaynak bulunamadı. Aralık 2025 davası ayrı bir dosyadır: o dava Bakırköy’de açıldı [21]; N.D. ve N.T. hakkındaki soruşturma ise kaynaklara göre pankart nedeniyle başlatıldı ve tutuklama kararını İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliği verdi [6][9].

Hükümete yakın basının anlatısı

Yeni Akit, 28 Ekim’de olayı öğrencilerin öğrenciliğini sorgulayan bir başlıkla verdi [13]; başlıktaki nitelemeyi destekleyen bir yargı kararı ya da resmî açıklama bulunamadı. Gazete, öğrencilerin üniversite öğrencisi olduklarını, tutuklamayı veren hâkimliği ve pankartın metnini diğer yayın organlarıyla aynı biçimde aktardı [13].

Yeni Akit olayı Bakan’a karşı “sol medyanın bir kumpası” olarak sundu ve pankartı “tehdit ve hakaret içerikli” diye niteledi [13]. Gazeteye göre Bakan ziyaret sırasında öğrenciler tarafından “coşku ve sevgi ile” karşılandı [13]. Yeni Akit aynı haberde, adını vermediği “resmi kaynaklar”a dayanan ve başka bir kaynakla doğrulanamayan başka iddialara da yer verdi; bu iddialar haberimizde aktarılmıyor [13].

Türkiye gazetesi de 28 Ekim’de tutuklamayı, suçlamayı ve öğrencilerin üniversite öğrencisi olduğunu öteki yayın organlarıyla aynı biçimde aktardı [24]. Gazete, adını vermediği uzmanlara ve yetkililere dayanarak, yargı sürecini Bakan’a bağlayan iddiaların somut bir delile dayanmadığını da yazdı [24]. Gazete, adı verilen bir kaynağa dayanmayan ve başka bir kaynakla doğrulanamayan başka iddialara ve nitelemelere de yer verdi; bunlar haberimizde aktarılmıyor [24].

Yalanlama ve karşı görüş

Bakan şikâyetçi miydi? Bakan Tekin, şikâyetçi olduğu iddiasını iki kez yalanladı [14][15]. Erzurum’da “Sonra birileri çıkıyor, 'Bakan şikayet etti.' diyor. Yalan. Bu yalanı söyleyenleri ispatlamaya davet ediyorum.” dedi [15]. Bakan iddianın kimden çıktığını söylemedi. Saygı Öztürk de Bakan’ın şikâyetçi olduğunun yaygın biçimde böyle bilindiğini yazdı, ama bir kaynak adı vermedi [14]. İddiayı adıyla ortaya atan bir kaynağı 1 Kasım 2026’ya kadar yaptığımız aramada bulamadık.

Okula girildi mi? Okula girildiğini Bakan söylüyor [15][16]; Bakan aynı konuşmada pankartın okulun duvarına asıldığını da söyledi [15][16]. Hükümete yakın Türkiye gazetesi, adı verilen bir kaynak göstermeden, pankartların “Okul binasına gece saat 01.30 sıralarında izinsiz girilerek” asıldığını yazdı [24]. Hükümete yakın Yeni Akit ise pankartı asanların “okul kapalıyken gizlice giderek” pankart astığını ve pankartın “Okulun demir parmaklıklarına” asıldığını yazdı [13]; okula girildiğini yazmadı. Evrensel “lisenin önüne” [12], öğrencilerin avukatı “lisenin duvarına” [7] diyor. Öğrencilerin okulun içine girdiğini gösteren bir belge bulunamadı. Öğrencilerin ya da avukatlarının Bakan’ın bu sözlerine bir cevabı incelenen kaynaklarda yok.

Savcılık ve bakanlık. İki başsavcılığın ve bakanlığın konuya ilişkin yazılı bir açıklamasını da o tarihe kadar bulamadık.

Neyi bilmiyoruz

  • Tahliyenin hangi makamın kararıyla ve hangi gerekçeyle verildiği incelenen kaynaklarda doğrulanamadı [8][9][11].
  • Tahliye edilen iki öğrenciye adli kontrol tedbiri uygulanıp uygulanmadığı bilinmiyor.
  • Soruşturmanın sürüp sürmediği, iddianame düzenlenip düzenlenmediği bilinmiyor; avukat “dava süreçleri sürmekte” dedi [17].
  • İki öğrencinin soruşturmasını yürüten başsavcılık kaynaklarda adıyla geçmiyor; tutuklama kararı Anadolu Adliyesindeki hâkimlikten çıktı [6][13], dört öğrencinin işlemi Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinde yapıldı [10]. Sorular bu yüzden iki başsavcılığa da gidiyor.

Bu haberde neye dayanıyoruz

  1. 1

    Belgeli 23 Ekim’de Kadıköy Lisesi ziyareti (başlık, spot). bakanlık duyurusu; Milliyet aynı açıklamaya dayanıyor. Kaynak: [1] [23].

  2. 2

    Beyana dayalı Pankart metni. iki biçimde aktarılıyor. Kaynak: [2] [3] [5] [6] [13] [16] [24].

  3. 3

    Beyana dayalı Pankartın önceki gece 01.30’da asılması (spot). Bakan; Yeni Akit; Türkiye gazetesi. Kaynak: [13] [15] [24].

  4. 4

    Beyana dayalı 19 ve 20 yaşında üniversite öğrencileri (başlık, spot). TİP, milletvekili, avukat; Yeni Akit ve Türkiye gazetesi de. Kaynak: [2] [3] [4] [7] [13] [24].

  5. 5

    Beyana dayalı Gece evlere baskınla gözaltı. Evrensel de TİP’li Öğrenciler’e dayanıyor. Kaynak: [3] [5] [6] [7].

  6. 6

    Beyana dayalı 25 Ekim tutuklaması, hâkimlik, “birden fazla kişiyle tehdit” (başlık, spot). gazete aktarımları; karar metnini görmedik. Kaynak: [2] [4] [6] [9] [13] [22] [24].

  7. 7

    Beyana dayalı Tutuklama gerekçesi. Tanrıkulu’nun paylaştığı belge ve Saygı Öztürk’ün aktardığı karar paragrafı; belgeyi görmedik. Kaynak: [2] [14].

  8. 8

    İddia İfade alınmadan sevk. TİP’in beyanı; başsavcılığa soruldu. Kaynak: [2] [3].

  9. 9

    Beyana dayalı Dört öğrenciye adli kontrol ve yurt dışı yasağı. üç yayın organı. Kaynak: [8] [10] [11] [12].

  10. 10

    Beyana dayalı 28 Ekim tahliyesi (başlık, spot). TİP, Öğrenci Sendikası, avukat; dört yayın organı. Kaynak: [8] [9] [10] [11].

  11. 11

    Beyana dayalı Bakan’ın şikâyetçi olmadığı (spot). Bakan’ın iki açıklaması. Kaynak: [14] [15].

  12. 12

    Beyana dayalı Bakan’ın Erzurum sözleri (spot). Kaynak: [15] [16].

  13. 13

    İddia Okula girildiği. Bakan’ın beyanı; Türkiye gazetesi adı verilen kaynak göstermeden yazıyor; Yeni Akit, Evrensel ve avukat girişten söz etmiyor. Kaynak: [7] [12] [13] [15] [24].

  14. 14

    Beyana dayalı Annenin sözleri. Kaynak: [6] [7].

  15. 15

    Beyana dayalı MESEM’in işleyişi, iş kazası ve ölüm sayıları. bakanlığın TBMM’ye iki yazılı yanıtı, ikişer yayın organının aktarımıyla; Eylül yanıtının cümlesi Evrensel’in birebir alıntısından; yanıt metnini görmedik. Kaynak: [25] [26] [27] [28] [29].

  16. 16

    Beyana dayalı Aralık 2025 davası. bianet ve Evrensel. Kaynak: [20] [21].

Kaynaklar

  1. 1

    Bakan Tekin, İstanbul'da öğrencilerle ve öğretmenlerle buluştu. Milli Eğitim Bakanlığı (meb.gov.tr), 23 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  2. 2

    Yusuf Tekin'i istifaya çağıran iki öğrenci tutuklu: Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'ndan tepki. Diken, 26 Ekim 2026. Arşiv kopyası. Erişim: 31 Ekim 2026.

  3. 3

    Yusuf Tekin'in ziyareti öncesi pankart asan iki öğrenci tutuklandı. bianet, 26 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  4. 4

    Yusuf Tekin'i protesto eden iki üniversite öğrencisine "liseli" yazdılar, gözaltına alındılar. bianet, 27 Ekim 2026. Arşiv kopyası. Erişim: 31 Ekim 2026.

  5. 5

    Yusuf Tekin'i protesto eden TİP'li öğrenciler tutuklandı. Evrensel, 25 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  6. 6

    Yusuf Tekin'i protesto ettiği gerekçesiyle tutuklanan [N.D.]'nin annesi Cumhuriyet'e konuştu: 'Kızımla gurur duyuyorum'. Cumhuriyet, 27 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  7. 7

    Tutuklu öğrenci [N.D.]'nin annesi SÖZCÜ'de. Sözcü, 26 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  8. 8

    Son dakika... 'Yusuf Tekin istifa' pankartı nedeniyle tutuklanmışlardı: İki öğrenci tahliye edildi!. Cumhuriyet, 28 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  9. 9

    Yusuf Tekin'i istifaya çağıran iki öğrenci tahliye edildi. Diken, 28 Ekim 2026. Arşiv kopyası. Erişim: 31 Ekim 2026.

  10. 10

    Yusuf Tekin protestosunun ardından tutuklanan üniversitelilere tahliye. Gazete Oksijen (ANKA kaynaklı), 28 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  11. 11

    Yusuf Tekin'i protesto eden TİP'li öğrenciler [N.D. ve N.T.] tahliye edildi. Evrensel, 28 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  12. 12

    Yusuf Tekin protestosunun ardından gözaltına alınmışlardı: 4 öğrenci serbest bırakıldı. Evrensel, 28 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  13. 13

    [Başlık, özel kişiler hakkında kanıtsız bir niteleme içerdiği için aktarılmadı]. Yeni Akit, 28 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  14. 14

    O protestoyu Bakan bir gün sonra öğrendi. Sözcü (köşe yazısı), 28 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  15. 15

    Yusuf Tekin'den pankart protestosuna ilişkin açıklama: Olaydan benim haberim yok. Karar (Anadolu Ajansı kaynaklı), 30 Ekim 2026. Arşiv kopyası. Erişim: 31 Ekim 2026.

  16. 16

    'Yusuf Tekin istifa' pankartı asan iki öğrenci tutuklanmıştı: Bakan 'şikayetçi olmadım' dedi, öğrencileri hedef aldı. soL Haber (AA atfı yok, "Haber Merkezi"), 30 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  17. 17

    Tutuklu öğrenciler Nehir ve Nevin tahliye edildi: 'Çocuklar ölmesin diye mücadele ediyoruz, mücadeleyi büyüteceğiz.'. Evrensel, 28 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  18. 18

    Tutuklanan üniversite öğrencileri [N.D. ve N.T.] için özgürlük çağrısı / [N.D.]'nin annesi: 'Kızımla gurur duyuyorum'. Evrensel, 27 Ekim 2026. Erişim: 31 Ekim 2026.

  19. 19

    Eğitim-İş'ten iki üniversite öğrencisinin tutuklanmasına tepki: 'Milli Eğitim Bakanı'nı eleştirmek suç değildir'. Evrensel, 26 Ekim 2026. Arşiv kopyası. Erişim: 31 Ekim 2026.

  20. 20

    TİP'li gençlerin MESEM protestosu davasında ilk duruşma: 'Çocukların yaşam hakkını savundukları için yargılanıyorlar'. Evrensel, 26 Haziran 2026. Arşiv kopyası. Erişim: 31 Ekim 2026.

  21. 21

    Kırmızı boya "silah" sayıldı, TİP'li 17 genç hakkında dava açıldı. bianet, 16 Aralık 2025. Arşiv kopyası. Erişim: 31 Ekim 2026.

  22. 22

    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (m.106). mevzuat.gov.tr. Arşiv kopyası. Erişim: 31 Ekim 2026.

  23. 23

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Kadıköy ve Beşiktaş'ta öğrencilerle buluştu. Milliyet, 23 Ekim 2026.

  24. 24

    İllegal örgütlerin Kadıköy Lisesine yönelik planları boşa çıktı: Pankartın arkasında terör var (iç kayıt; yayında aktarılmaz, bkz. kutu). Türkiye gazetesi, 28 Ekim 2026.

  25. 25

    MESEM bilançosu: 10 yılda 13 çocuk MEB'in programında öldü. Gazete Oksijen, 30 Haziran 2026.

  26. 26

    MEB MESEM'ler hakkında verileri paylaştı: 3 bin 80 iş kazası, 13 iş cinayeti. Evrensel, 30 Haziran 2026. Arşiv kopyası.

  27. 27

    Eğitim-İş: MESEM'de rakamlar çelişkili, çocuk ölümleri 13'ten 37'ye çıktı. Evrensel, 11 Eylül 2026. Arşiv kopyası.

  28. 28

    MESEM'lerde iki yılda 9 bin 950 iş kazası: 37 öğrenci hayatını kaybetti. 24 Saat (BirGün kaynaklı; Gazeteciler Cemiyeti yayını), 10 Eylül 2026.

  29. 29

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin açıkladı: 1,5 yılda 37 öğrenci iş cinayetlerinde can verdi. Evrensel, 10 Eylül 2026. Arşiv kopyası.

  30. 30

    Bakan Tekin, Erzurum'da "İmam Hatip Okullarının Kuruluşunun 75. Yıl Dönümü Programı"na katıldı. Milli Eğitim Bakanlığı (meb.gov.tr), 27 Ekim 2026.

  31. 31

    "Yeni EBA Tanıtım Programı" gerçekleştirildi. Milli Eğitim Bakanlığı (meb.gov.tr), 28 Ekim 2026. Arşiv kopyası.

Bu yazıdaki bilgiler yapay zekâ (Claude) desteğiyle derlenmiştir. Düzeltme ve yayından kaldırma talepleriniz için gerekçenizle birlikte iletişime geçebilirsiniz.

Ben Sade Vatandaş Uğur.

Güncellemeler

  1. : Haberin başına yazılı kapak eklendi.
  2. : Haberin kapağına kaynaklı haber fotoğrafı eklendi.